Devlet Opera Ve Balesi Sanatçısı Ece Ertürk’le Röportaj

Yoga Dersleri
04 Aralık 2012
Focus Studio’da Gangnam Style
20 Aralık 2012
Hepsini göster

Devlet Opera Ve Balesi Sanatçısı Ece Ertürk’le Röportaj

 

Ece Ertürk (Vural)Merhaba Focus Ahalisi,

Bu hafta Focus Studio pilates blogunun çok zarif ve hoş bir konuğu var. Çocukluk arkadaşım Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı, Balerin Ece Müge Ertürk (Vural).

Konservatuar yıllarında başlayan sınıf arkadaşlığımız, mezun olduktan sonra da (Her ne kadar  iş yoğunluğumuz yüzünden dönem dönem ayrı düşsek de) aynı şekilde devam ediyor. Fırsat buldukça birlikte vakit geçirmeye çalışıyoruz. Allahtan şu sıralar onunla yoğun bir şekilde pilates ve benzeri takviye egzersiz programları uyguluyoruz da sık görüşebiliyoruz :)

Bu hafta bir de güzel bir röportaj yapma fırsatımız oldu ve merak edenler için Ece’yle, klasik balenin tüm merak edilen yönlerini konuştuk. Bale sanatçısı olmak isteyen birinin nasıl bir yol izlemesi gerektiğinden, bu işin zorluklarına, sahne üzerinde olmanın heyecanından, güzelliklerine kadar herşeye dair sohbet ettik. Ve tabi ki tüm bunların yanında blogumuzda bahsedilen konuların arasında olmazsa olmaz diye nitelendirebileceğimiz pilatesten de bahsetmeyi ihmal etmedik.

 

 -Ben baleye başlama hikayeni biliyorum ve oldukça ilginç. Sen biraz anlatabilir misin tekrar?

Yoldan geçerken balerin oldum diyebilirim (gülüyor)

Açıkçası her çocuk gibi aklımın oyunda, eğlencede olduğu bir dönemdi. 1987 yazının başlarında birgün abimle birlikte arabayla Beşiktaş’tan geçiyorduk. Abim M.S.Ü Devlet Konservatuarının önünden geçerken kapıda sınav tarihlerinin asılı olduğunu gördü ve birdenbire arabayı kenara çekerek durdu. Bana dönerek “ Ece balerin olmak ister misin ? ” diye sordu. O zamanlar bale diye birşeyin varlığından haberdardım ama bunun meslek olarak yapılıp yapılamayacağından haberim bile yoktu. Ona “ Nasıl olacak ki? O okula gidince diğer dersleri okumayacak mıyım?” diye sorduğumu hatırlıyorum.

Uzun lafın kısası abim o gün beni sınava kayıt ettirdi ve daha sonra o da ben de bunu unutarak koca bir yaz geçirdik. Yaz biterken abim İzmir’e okuluna döndü. Ağustos ayının sonlarına doğru bir sabah telefon sesiyle uyandık, abim anneme “Ece’nin bugün konservatuarda sınavı var, çabuk hazırlanın sınava girecek” diyerek ilk kez başvuru yaptığımızdan sözetti. Tabi bir anda evde bir telaş başladı, o zamanlar internet falan yok, hemen 118 arandı konservatuarın telefonu ve ardından da adresi bulundu. Ben de kendimi apar topar sınavda bulmuş oldum tabi. İki elemelik bir sınavın ardından, birkaç gün sonra sonuçlar açıklandı, 800 kişiden seçilen 10 kişinin arasında benim de ismim vardı. Hikaye böylece başlamış oldu.

– Konservatuar eğitimini ve diğer okullarla arasındaki farkları merak edenler için açıklayabilir misin?

Sınavı kazanmak ve okula kabul edilmiş olmak yeterli değil önce bunu söyleyebilirim. Çünkü okula başladığınız ilk günden itibaren dans hayatınız boyu bitmeyecek bir çaba, disiplin ve fedakarlık silsilesinin içinde buluyorsunuz kendinizi ve bu yaşam biçiminiz oluyor. Okul yılları boyunca her sene sonunda ciddi sınavlara girerek bir sonraki yıla geçiyorsunuz. Anti parantez bazı yıllar da eleme yıllarıdır. Bu işi kesin olarak yapacak çaba, disiplin ve bedensel yeterliliğinizin sınandığı geçiş dönemleri olur bunlar ve okuldaki hocalardan oluşan bir jüri hakkınızda karar verir. Bu arada bu anlattıklarım sadece bale için değil tüm diğer sanat dallarına dair bölümlerde okuyan arkadaşlarımız için de geçerliydi.

8 yaş başlamak için uygundur ancak 12 yaşını geçirmemiş olmak gerekiyor. Benim dönemimde ilkokul 5. Sınıfı bitirince okula başlıyor 10 senelik bir eğitimin ardından mezun oluyordunuz. Ana sanat dalı derslerinizin yanında ortaokul, lise ve üniversite müfredatına uygun şekilde diğer dersleri de görüyordunuz. Ancak şimdi biraz daha farklı çünkü ilköğretim 8 yıl ve okula giriş vs. şartları da daha değişik diye biliyorum.

-Bale dışarıdan bakıldığında çok estetik ve zarif bir dans. Genelde çoğu insan parmaklarının ucunda yürüyen hoş, zarif bayanların yaptığı bir dans türü olarak tanıyor baleyi. Ama aslında çok meşakkatli ve zor bir iş.  Ayrıca tüm bu naif ve kırılgan görüntülerine rağmen aslında kuvvetli ve acıya dayanıklı kişilerdir dansçılar. Bunlarla ilgili ne söylemek istersin?

Evet bir kere hayat sürekli olarak yara olmuş ayaklar ve nasırlı parmaklar üzerinde geçiyor. Sırf bu bile bir bale sanatçısının işinin ne kadar zor olduğunu anlatmaya yeter zaten. Kas ağrılarından, yorgunluktan uykuya bile dalmakta güçlük çekilen gecelerden bahsetmeyeceğim bile. Ancak ve ancak çok sevilerek yapılabilecek bir meslek. Dürüst olmak gerekirse meslekdaşlarımla yaptığımız bir yorum vardır bizim kendi aramızda “Bale deli işidir” deriz biz. (Gülümsüyor)

-Uyguladığın bir beslenme programı var mı ? Uykuna dikkat ediyor musun? Bir Bale sanatçısının bir günü nasıl geçiyor bize anlatabilir misin?

Açıkçası özellikle uyguladığım bir reçete yok. Ama beslenmeme dikkat etmeye çalışırım. Yoğun bir prova veya temsil öncesinde hafif ama enerji verecek besinleri tüketirim. Normal zamanda protein ağırlıklı beslenmeye çalışırım. Meyveyi bol tüketirim. Ekstra vitamin takviyesi de yapıyorum dönem dönem. Çünkü ihtiyaç duyuyorum. Uykuma mutlaka dikkat ederim, hatta yeni bir eser çıkacaksa vs. muhakkak kendimi kampa alırım. Uykuyu düzenli almak çok önemli çünkü tüm konsantrasyonu ve performansı doğrudan etkiliyor.

Bir günüm nasıl geçiyor diye sorarsan, sabah kalkıp hafif bir şeyler yedikten sonra işe giderim, sabah saaatlerinde “bale dersi” dediğimiz ve hergün uygulamak zorunda olduğumuz 2 saatlik bir antrenmanımız var. (Bunu futbolcuların hergün yapmaları zorunlu olan antrenmanlarına benzetebilirsiniz, en basit örnek bu olabilir tam olarak anlatabilmem için sanıyorum) Bu antrenmanın ardından kısa bir ara verip repertuar diye adlandırdığımız temsil provalarımız olur. Daha sonra eğer temsil varsa biraz dinlenir birşeyler yer ve sonrada saç, makyaj ve diğer hazırlıkları yapmaya başlarım. Ardından temsil başlar. Gece 12 00 civarında evde olurum. Duş ve ertesi gün için hazırlıklar yaptıktan sonra da uyurum. Temsil olmadığı günlerde ise pilates veya yoga gibi takviye egzersizlerimin de olmadığı bir gün ise genelde kitap okuyarak ve dinlenerek zaman geçiririm.

-Sahne heyecanından biraz bahsedelim istersen. Bu çok merak edilen bir konu. Sahne sanatlarıyla uğraşan insanlar aradan yıllar da geçse hala heyecanlarını ilk günkü gibi içlerinde taşırlar diye bilinir. Bu gerçekten böyle mi? Sahnede olmak nasıl bir duygu ?

Kesinlikle… Heyecan hep olmalı. Dozunda bir sahne heyecanı mutlaka gerekli bence, çünkü bu işin tuzu biberi . Ayrıca kontrollü olmak konsantrasyonu sağlamak ve sahnede en iyi işi çıkartmak adına da gerekli olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize uzun geçen provalardan ve harcanan emekten sonra seyircinin önünde performans sergiliyorsunuz ve sahnede yapılan hatanın geri dönüşü yok. Montaj yapmak veya kötü görünen yerleri kesmek gibi bir şansınız da yok (gülümsüyor)

Ama tabi herşeyde olduğu gibi sahne heyecanında da doz çok önemli, sizi kilitleyen, elinizi ayağınızı karıştıran, yüksek dozda bir anksiyete veya heyecan da sahne de dansçıyı zor duruma sokar. Dolayısıyla kasdettiğim bu da değil. Zaten en heyecanlı dönemler yeni bir eserin ilk kez sahnelendiği dönemlerdir. Daha sonra aynı eseri defalarca dansetmeye devam ettiğinizde ilk günkü heyecan yerini daha tatlı ve hafif bir heyecana bırakıyor.

 

balerinlerle pilates dersleripilates for ballet dancersyoga for dancers

 

 

 

 

 

-Balenin getirisi olan bir başka konu da disiplin. Hayatın her alanında işinde olduğu gibi disiplinli misindir?

Hayır!!! (kahkahalar)

Dürüst olmak gerekirse okul yıllarından itibaren o kadar disiplinli bir yaşam sürüyorum ki artık normal hayatımda biraz daha rahat etmek, detay düşünmemek, dakik olmamak, kendimi çok sıkmamak ihtiyacı içindeyim. Daha önceleri dediğin gibi bu hayatımın her alanına yayılan bir durumdu ama açıkçası artık kendimi biraz daha rahat bırakmaya çalışıyorum. Çünkü işim yeteri kadar ciddiyet ve disiplin gerektiren bir meslek ve ben özel hayatımda biraz daha rahat davranmaya çalışıyorum.

-Anlattıklarından başka birşeyler yapmaya vaktin olmadığı fikri oraya çıksa da yine de sormak istiyorum, işin dışında nasıl vakit geçirirsin, hobilerin vs. var mı? Bir de ben aslında sorunun cevabını biliyorum ama yine de soracağım; Balerin olmasaydın hangi mesleği seçerdin?

Aslında kendime pek zaman ayırdığımı söyleyemem çünkü iş çok çok büyük bir bölümünü kaplıyor hayatımın. Dolayısıyla boş zaman bulduğumda genelde enerjimi saklayabilmek adına uzanıp dinleniyorum. Bir de eşimin mesleğinden dolayı biraz fotoğraf sanatına ilgi duymaya başladım ama ciddi bir şekilde ilgilendiğimi söyleyemem.

Diğer soruna gelince, küçükken bana ne olacaksın diye sorduklarında hep arkeolog olacağım derdim. Ancak şimdi sorulsa sinema-televizyon gibi bir iş yapabilirdim diyorum. Son günlerde haber, özellikle de savaş muhabirliğine merakım arttı, böyle bir meslek yapmak isteyebilirdim sanırım.

-Uyguladığın ekstra egzersiz programlarından bahsedelim mi?

Bale egzersizlerinden arta kalan zamanlarda takviye egzersiz programları uyguluyorum. 7 yıl kadar baleye destek amaçlı düşünerek yoga yapmıştım, şimdilerde ise seninle birlikte uyguladığımız Pilates ve arasıra da Gyrokinesis® programlarına katılıyorum.

-Pilates ve benzeri egzersizler tüm dünyada dansçıların ve sporcuların ana branşlarına ek olarak mutlaka uyguladıkları egzersizler. Pilatesin performansına olan etkisi nasıldı biraz bunlardan bahseder misin?

Açıkçası ilk pilates yaptığımız gün sana da söylediğim bir şey var ki o da keşke daha öğrencilik yıllarımızdan itibaren bu tarz bir sistemle tanıştırılmış olsaydık diye düşünüyorum. Şu anda seninle yaptığımız pilates egzersizleri sayesinde performansımda olumlu yönde ve ciddi değişiklikler var. Bir kere, dönüşlerime, jumplarıma ve balansıma katkısı inanılmaz. Çok ciddi bir kuvvet ve denge artışı hissettiğim için dayanıklılığımda da ciddi bir fark var. Açıkçası vaktimi doğru ayarlayabildiğim sürece pilatese devam etmeyi düşünüyorum.

Dediğin çok doğru dünyanın pek çok yerinde uzun yıllar öncesinde bile ünlü dansçılardan sporculara kadar pek çok kişi pilatesi hayatlarına sokmuşlar. Hatırlasana Natalia Makarova’nın Kuğu Gölü için hazırlandığı belgeselini izlerdik öğrenciyken VHS kasetlerden. “Kadına bak ne biçim aletlerle çalışıyor” diye düşünür özenirdik. Meğerse pilates ve fitness yapıyormuş (gülüyor)  Bizim pilates diye birşeyin varlığından haberimiz yokken onlar çoktan keşfetmiş ve uygulamaya geçmişler bile.

Natalia Makarova Pilates

 

-Yeni sezonda hangi eserler oynanacak İdob’ de buradan ilgilenenlere duyuru yapar mısın?

2.Senfoni (Uwe Scholz), Minyatür (Patrick Debana), Genç Werther’in Acıları (Yannick Boquin), Hürrem Sultan (Oytun Turfanda), Bu sezon sahnelenen eserlerden bir kaçı. Daha detaylı bilgi edinmek isteyenler İdob’nin internet sitesinden programlara ulaşabilirler.

https://secure.dobgm.gov.tr/opera2009/devopera.asp?Mud=2

-Son olarak çocuklarının bale sanatçısı olmasını isteyen ailelere ve genç dansçılara neler söylemek istersin?

Dansçı olmaya karar veren minik adaylara ve ailelerine bunun oldukça çetrefilli bir yol olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Dansçı adayları, dans hayatlarının kemik ve kas ağrılarıyla, ayak yaraları ve yorgunluklarla, fedakarlık ve disiplin içinde geçmesi gerektiğinin bilincinde olarak bu mesleğe başlamalılar. Bu işin ancak aşkla yapılabileceğini, en zor anlarında bile sahnedeyken yüzlerindeki gülümsemeyi eksik etmeyerek işlerini yapmak zorunda olduklarının hep farkında olmaları gerektiğini ve bu işte başarının tek anahtarının çalışmak, hep çalışmak, durmadan çalışmak olduğunu söylemek isterim. Bu işin mesleğe dönüştürülebilmesinin tek yolu bu işi çok sevmekten geçiyor bana göre.

Genç meslekdaşlarıma ise tek bir şey söylemek istiyorum; Sanatınıza sahip çıkın…

 

DAHA ÖNCEDEN YAPMIŞ OLDUĞUMUZ RÖPORTAJLARIMIZI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN;

Yüksek irtifa dağcısı ile röportaj

Sempatik ve başarılı oyuncu ile röportaj

Avrupa 8. si Yelken Sporcusuyla röportaj

Yüzme Rekortmeni ile röportaj

 

Hayata ve kendinize Focus’lanın !!! Herkese iyi haftalar :)

YASAL UYARI: Bu sitede kullanılan yazılı ve görsel materyallerin izinsiz kullanılması ve kopyalanması yasaktır.
İzinsiz kullanımı halinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına istinaden suç duyurusunda bulunulacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir