Favori Pilates Hareketiniz Hangisi (Son Bölüm)
14 Haziran 2012
Tırmanış Grubunun Pilates Dersleri
08 Temmuz 2012
Hepsini göster

Mucize Bekleyenler Dönemi

Selammmm!

Bu hafta pilates blogumuzda toplumumuzda genel olarak kalıplaşmış bir egzersiz yapma biçimini ele almak istiyorum. Bilindiği gibi yaz ayları herkesin kendisini  kışa göre daha ince daha fit ve daha güzel hissetmek istediği dönemlerdir. Kışlıklar kalkar, mevsimlik ve yazlık giyecekler sırayla gardroplardaki yerlerini almaya başlar.

Tabi bu arada kışın tüm hareketsizliği ve fazla kiloları üzerimizde ilkbaharı karşıladığımızı farkederiz. Hal böyle olunca da herkesi bir ince görünme ve giydiklerinin içine yakışma telaşı sarar :)

Benim tüm kış boyu hiç egzersiz yapmayıp, bu dönemde stüdyoların ve spor salonlarının kapılarını çalmaya başlayanlar için yaptığım bazı esprili benzetmeler var. Yaza iki-üç ay kala egzersize başlama dönemi olan bu döneme  “mucize bekleyenler” dönemi, bu bakış açısıyla egzersiz yapmaya gelenlere de “sihirli değnek arayışçıları” diyorum ben :))))

Bunu söylerken kimsenin egzersiz yapma isteğini kırmak istemem, o yüzden alınmaca gücenmece yok. Affınıza sığınarak, biraz esprili bir şekilde anlatmayı tercih ettim. Üslubum size biraz alaycı gelebilir ama biraz tebessüm etmek, biraz da egzersizin hayatımıza aslında  nasıl girmesi gerektiği konularında bilgi sahibi olmak gerektiğini düşündüğümden böyle bir giriş yapmak istedim, çünkü bunun akılda kalacağını hissediyorum :)

Öyle veya böyle bir insanın egzersiz yapmaya karar vermiş olmasını sonuna kadar desteklemek lazım, hiçbir zaman geç değildir diye düşünüyorum ancak tam olarak oturtamadığımız birtakım önemli detaylar var. Bunları tüm üyelerimize ve kayıt için bize başvuran yeni üye adaylarımıza zaten yüzyüze  sürekli anlatıyorum ancak blogumuzdan da birçok kişiye ulaştığımızı bildiğimden dolayı bir de buradan düşüncelerimi yazayım istedim.

Birincisi hep söylediğim gibi, egzersiz belirli bir döneme sıkıştırılıp sonuç alabileceğimiz ve ömür boyu da etkilerinin devam etmesini bekleyebileceğimiz bir mucize değildir. Egzersiz, hayatın geneline yayılması gereken, vakit ayrılıp yaşam biçimi haline getirilmesi gereken bir programlar bütünüdür. Bu konuda eksik olduğumuz nokta ise biraz kolaycı ve aceleci bir yaklaşım sergiliyor oluşumuz  sanırım. Bu yüzden egzersizlerden alıncak sonuca çabuk ulaşmak adına, egzersiz yapma esnasında alıncak keyfi bile yarıyarıya düşürmekteyiz. Kabul etmeliyiz ki biraz zora gelemeyen bir yapımız var. İstediğimizi elde etmek için can atıyoruz ama bunu kolay yoldan elde etmek için  daha fazla can atıyoruz  :))

Oysa ki egzersizler zamana yayılarak, gerek bedensel gerekse psiklojik açıdan tam bir farkındalıkla uygulandığında gerçek anlamda işe yararlar. Zaman içinde kapasitemiz gelişir, güçleniriz ve hareketleri hakkını vererek yapabilmeye başlarız. Çok basit bir örnek; Yaşamak için birşeyler yemeye ihtiyacımız var öyle değil mi? 3 ila 5 aylık yiyeceği bir günde yiyip sonra bir daha hiç birşey yemeden o süreyi sağlıklı geçirebilir miyiz?  Biraz abartılı bir örnek ama nereye bağlamak istediğimi anlayabiliyorsunuzdur sanırım -Buna benzer daha pek çok örnek bulabilirim :)) –

2-3 ay egzersiz yapıp, daha sonra bunun etkilerinin sürekli olacağını düşünmek biraz fazla hayalperest bir yaklaşım. Böyle düşününce sizlere de mantıksız geldiğinden eminim, ama inanın ki bu şekilde sorularla karşılaşıyoruz :) Birçok insan egzersizleri veya diyet uygulamalarını paket bir program, yani bir nevi mucize gibi değerlendiriyor.  “3 ay egzersiz yaparsam yaza fit ve sağlıklı girerim, bir süre diyet yapayım 4 kilo versem nasıl olsa yaza güzel görünürüm” gibi düşüncelerle yaklaşınca da geçici bir süre için idare eden, ama kalıcı olmayan sonuçlara ulaşılabiliyor o kadar. (Hatta bazen herhangi bir sonuca da ulaşılamıyor)

Aslında bu durum, sağlıklı sonuçlar vermek yerine vücudumuzu hırpalamaktan başka bir işe yaramıyor diyebilirim. Düşünsenize tam girdiğiniz egzersiz programı işe yaramaya başlıyor ve siz birden bire bıçakla kesilmiş gibi durdurup tatile gidiyorsunuz. Birşeyler tam rayına otururken, vücut o seyre girmişken durmak, verim alacağımız varsa da alamamamıza neden oluyor. Bu sefer bu duruma bir de ” x egzersize gittim, hiç işe yaramadı” şeklinde yorumlar eklenmeye başlıyor.  İşte o zaman değmeyin biz eğitmenlerin keyfine :) inanın bayılıyoruz bu yorumlara :))

Hep söylerim, 2-3 ay egzersiz yapıp ara vermekle,  7-8 ay egzersiz yapıp ara vermek arasında çok fark var bunu unutmamak lazım. Tabi ki egzersize ara verilen tatil dönemleri olacaktır ama egzersizin hayatınızda ne kadar uzunlukta ve ne kadar ciddiyetle varolduğu çok önemlidir.

Uzun lafın kısası bikiniye hazırlık dönemi diye adlandırabileceğimiz Mart-Nisan aylarında egzersize başlayıp, 2-3 ay devam ettikten sonra bırakanlara bu uyarı sözlerimiz :)

Yalnız, şunu da belirtmeliyim ki, Yukarıda anlattığım örneğin dışında bir yandan da, ilkbaharda yaza hazırlık için egzersiz yapma kararı alarak bizimle tanışan üyelerimizin çok büyük bir çoğunluğu aslında bu işin güzel etkilerinin farkına vardıklarında bir sonraki dönemde yaz bitip sonbahara girerken, yani tatil dönüşü stüyomuzun kapısını ilk çalanlar oluyorlar. Bu da çok sevindirici bir durum aslında. Çünkü o iki üç ay içinde bedenlerindeki olumlu değişimi farkedebilenler ve bu işin hayatlarının geneline yayılması halinde ne kadar güzel ve kalıcı sonuçlar alacaklarını  hissedenler, sağlıklı ve dinç bir yaşam sürmek adına küçük çaplı bir paradigma da yaşıyorlar diyebiliriz. Bu şekilde egzersiz ruhu kazandırabildiğimiz, egzersizin anlamını keşfettirebildiğimiz, çok uzun süredir bizimle birlikte olan üyelerimiz de yok değil. O yüzden yazımın başında belirttiğim gibi aslında mucize bekleyenler dönemi, egzersizin önemini keşfedip, mucizevi bir şekilde bakış açısı değişenler dönemi de olabiliyor bazen  :)

Umuyoruz ki dönem dönem küçük tatil kaçamakları yapsanız bile hayatınızın içinde, diğer işlerinizin yanında, egzersiz yapmaya mutlaka bir bölüm ayırırsınız…. Bu mutlu ve kaliteli bir yaşlılık döneminin de temelini atacaktır inanın. Egzersizle beden sağlığımızın geleceğine de bir nevi yatırım yapmış oluyoruz.

Aslında bu yazımı havaların bir türlü ısınmak bilmediği bulutlu ve yağmurlu bahar aylarında hazırlamıştım ama yayımlamak şu anki bol güneşli ve sıcak yaz günlerine nasip oldu :)
Tatile gitmeye can attığım ancak yeni sezonda stüdyomuzda başlatacağımız yepyeni derslerimiz için katılmakta olduğum mesleki eğitim ve sertifika programlarım yüzünden hiç bir yere ayrılamadığım şu günlerde, tatile gidenleri feci şekilde kıskanarak bu haftaki yazımı sizlerle paylaşıyorum. Herkese sağlıklı, keyifli bol bol denize girebileceğiniz güzel bir yaz dilerim. Aman fazla güneşte kalmayın ve bol su içmeyi de ihmal etmeyin :))

Her zamanki gibi hayata ve kendinize Focus’lanın

Sevgiler

Şirvan Denizci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir